Bu Fırtına Durulur Mu, Benden Akademisyen Olur Mu…

Reklamlar

Mazhar-Fuat-Özkan’ın çok sevilen parçalarından birinden esinlenerek (intihal da denilebilir 🙂 ) başladım yazıya. Dinlemek isteyenler için yazının sonunda şarkıyı da paylaşırım zaten, genelde o yazı ile ilgili ya başta ya sonra bir şarkı geliyor aklıma. Niye böyle başladım öğrenci arkadaşların en çok sorduğu sorulardan biri de bu sebepten.

-Hocam, benden akademisyen olur mu? 

Genelde benden oldu ise sizden hayli hayli olur diyorum kısmen tevazu, kısmen de gerçek elbette. Tümü, tamamı ne inanın onu bende bilmiyorum. Aslında bunu herkese söylemiyorum. Kumaşında o doku, ışığında o parlaklık, niyetinde o kararlılık ve kafada çok karışıklık yoksa genelde motive edici cümleler kuruyorum. İnsan sarrafı değilim elbette ancak bildiğim, öğrendiğim, yaşadığım kadar ile. Lakin pek başarılı olduğum söylenemez hem kendim hem dokunduğum/dokunmaya çalıştığım öğrenci arkadaşlar için. Ya bu tarzda ya benim tarzımda bir sorun var diyeceğim lakin biraz zor oldu ama ben de anladım sonunda, tarzım sorun…  Bir Teoman şarkısı ile bağlayayım bu paragrafı “N’apim Tabiatım Böyle…”

Coğrafya bölümü özelinde Edebiyat Fakültesi genelinde açıklamaya çalışacağım bu meseleyi. Zira her üniversitenin, her fakültenin, her bölümün kendine özgü olumlu ve olumsuz tarafları vardır muhakkak. Dolayısı ile genelleme yapmaktan kaçınmak gerekir. Akademisyenlik de zaten oldukça bireysel ve olabildiğince sübjektif bir süreç. Dolayısı ile gerçekten akademisyen mi olunmak isteniyor yoksa seçeneklerden biri mi bunu iyi düşünmek gerek.

Bugünden çok önce hani pandemi yoktu, öğrenciler ile ofislerde görüşülüyordu ya o zamanlarda hem danışmanı olduğum öğrencilerim hem de danışmaya gelen tüm öğrencilerle çok kez konuşmuşumdur bu meseleleri. Daha ilk cümleden ofsayta düşen çok olsa da, misal;

-Hocam öğretmenlik düşünüyorum ama olmazsa akademisyen olmak da isterim.

Olmazsa akademisyenlik ya da akademisyenlik olmazsa öğretmenlik, belediye ya da özel sektörde çalışırım öyle geniş bir açılım ki değil iyi bir öğrencinin ordinaryüs profesör olan birinin kendini bu süreçlerin hepsine birden hazırlaması mümkün değil. Hepsi birbirinden farklı yetenek ve karakter gerektiren meslekler. Lisans eğitimimiz sırasında çoğumuz pek hazırlanmıyoruz aslında hayal ettiğimiz mesleğe. Ne hayal ediyoruz, edebiliyoruz ne de aldığımız eğitim ve de eğitim sistemi bir hayalin peşinde koşmaya müsait. Bu konularda iyi şeyler söylemek de pek mümkün değil çok maalesef.  Rüzgar hangi yönden eser ve bizi nereye savurursa, biraz öyle akıyor hayat bu coğrafyada, hem coğrafyacıyız ya güveniyoruz iklim koşullarına, anlarız ne de olsa, coğrafyacıyız biz. İnsan önce ne istediğine karar vermeli ki kendini sonraki süreçlere sağlam bir şekilde hazırlayabilsin. Lakin ülkemizde gençlerin gelecek ile kaygıları o kadar fazla ve haklı ki, insan dokunmaya korkuyor, bin ah işitirim diye değil ya kaderlerinde olumsuz bir etkiye neden olursam diye.  Ama yine de öğrendiğim ve yaşadığım kadarı ile yardımcı, destek olmaya çalışıyorum lakin işler genelde pek istediğim gibi değil ve gitmiyor da zaten. Kimi benden kimi sistemden kaynaklı, hevesler çabuk kırılıyor, idealler ve düşler için çok direnmek gerekiyor.

Peki en başta, başlıkta sorduğumuz soruya cevap vermeye çalışacak olursak, benden/bizden akademisyen olur mu? Bu yazıda soruları sorayım siz biraz düşünün, sonraki yazılarda daha derine kazarız birlikte. Zira Z kuşağı, ne fark eder ki sanki X,Y farklı mıydı, pek okumayı sevmiyormuş, blog yazılarında bile iki, bilemedin üç paragraftan sonrasını okumuyormuş. Az biraz sınırları aştım sanırım hemen bağlayayım.

İşte iyi bir akademisyen olup/olmayacağınız ile ilgili turnusol sorulardan bazıları…

  • Derslerimden iyi not aldım/alırım
  • Çok okumayı, araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi, keşfetmeyi severim
  • Dil öğrenmeyi sever, hem öğrenirken eğlenirim
  • Sabırlı ve kararlıyım, iğne ile kuyu kazmak gerekirse kazarım
  • Kendi kendime de öğrenir/çalışırım, ekip çalışması olduğunda uyum sağlarım
  • Kendi kendimin patronu, savcısı, yargıcıyım.
  • Fikirlere önem, değer verir lakin en son kendi süzgecimden geçirerek karar veririm.
  • Ekonomik, siyasi, soysal ve toplumsal meseleler elbet etkiler lakin beni benden (ç)almaz
  • Akademisyenliği hayatıma göre değil hayatımı akademisyenliğe göre yaşamaya hazırım, akademisyenliğin bir başka yaşam biçimi olduğunun farkındayım.

Öyle iş’te, şimdilik bu kadar madde yeterli sanırım, istenirse daha onlarca madde eklenebilir.

Bir bayram yazısı oldu, bayramlık niyetine bayram tadında bırakalım.

İyi bayramlar.

Reklamlar