BÜTÜN İYİLER BİRAZ KÜSKÜNDÜR

BÜTÜN İYİLER BİRAZ KÜSKÜNDÜR

Yazar: Nilay Örnek Yayın Evi: Artemis

Kim iyi kim kötü ya da kim ne kadar iyi ne kadar kötü bilinmesi zor bir iş aslında. İçinde yaşadığımız fiziki ve beşeri çevre (coğrafi ortam) kişiliğimizi, kimliğimizi, düşüncelerimizi ve dolayısı ile de karakterimizi şekillendiriyor.

Bütün İyiler Biraz Küskündür
Nilay Örnek

Kimine göre iyi hatta mükemmel olan biri diğerine göre kötü hatta aşağılık bir insan olarak görülebiliyor. Velhasıl zor zanaat insan tanımak. Aynı yolda yürümeden, aynı yılları paylaşmadan, aynı sofrada çok kez oturmadan karar vermek zor. Ama hiç tanımadığımız insanlar hakkında bırakın yorum yapmayı yargılamayı bile hak görüyoruz kendimize. Neyse ki tersi örnekleri de mevcut. Hiç tanımadığımız insanlar hakkında olumlu hatta iyi biri de diyebiliyoruz muhtemelen kötü dediklerimizin milyonda biri kadar olsa da.

Nilay Örnek ismini daha önce hiç duymamıştım, yazılarına denk geldim mi hiç hatırlamıyorum . İnternetten toplu kitap siparişi vereceğim zaman önerilerde çıkan kitaplardan biriydi. Kitabın ismi hemen dikkatimi çekti “Bütün İyiler Biraz Küskündür”, iyi miyim kötü müyüm inanın hiç emin değilim lakin hem bu dünyaya hem bu dünyanın insanlarına biraz küskün olduğum (biraz da isteyerek) bir zamanda bu başlık bir kitabı temin etmem için yeterli bir sebep oldu. Farklı zamanlarda, farklı mahallelerde, farklı dünyalara ait olsalar da insanlar; insan olmanın ortak sevinç, hüzün, acı, keder, sinir, sorumluluklarını paylaşanların olduğunu, insanın kendine benzeme ihtimali olan insanların varlığını bilmesi bile dünya ve insanlara karşı küskünlüğe bir damla umut oluyor şu azgın dünya nehrinde. O nedenle bu kitapla tanışmanın en büyük artısı bu oldu benim için.

Kitap içerisinde kimi daha önce de okuduğum kimi ilk kez okuduğum kişisel gelişimimize katkı sağlayacak hikâyeler ile birlikte yazarın kendi deneyimlerinden de yola çıkarak aktardığı birçok mevzu günümüz dünya ve insan ilişkilerini anlama adına faydalı. Özellikle sorumluluğun en üst seviyede hissedildiği buna karşın kişisel tehdit ve tehlikelere en açık mesleklerden biri olan gazetecilik mesleğinden elde ettiği deneyimleri bize sunan yazar anlaşılan o ki gerek maddi gerekse manevi olarak bu bedellerin bir kısmına da razı olmuş. Ülkemizin merkez medyası olarak tabir edilen kuruluşlarda çalışmış olan yazar insanların nerede, hangi mevkide ya da hangi sorumlulukta olursa olsun korku ve tehdit zamanlarında insanların hep aynı yol ve yöntemlere sığındığını göstermekte ve dolayısı ile insan her yerde aynı insan aslında.

Yazar kitapta da belirttiği gibi “bu kitabın öğrenmekten, gülmekten, doğduğu yeri sevmekten vazgeçmeyenler ve iyi kalmaya çalışan bütün yorgun savaşçılar” için iyi gelen bir yanı olduğu gerçek. Yaklaşık 3-5 saatinizi ayırdığınızda bitebilecek bu kitabı okumaya başladığım cafede gördüğüm ve sorguladığım bir olayın cevabını kitabın sayfalarında okumak da oldukça komik bir rastlantı oldu benim için. Belki nedeni tamamen farklıdır ama meraklı soruma tedirgin ve geçiştirici cevaba bir yorumum oldu bu sayede.

Neyse son sözler olarak anladım ki küskünler cemiyeti kurulsa epey üyesi olur ve kötüler çok diye iyiler iyiliklerden mi vazgeçecek… kimi zaman küskün olsan, dursan da yine de vazgeçme iyiliklerinden de kendinden de… yol seni o güzel limana ulaştıracak… pes etme…