Reklamlar
Lagom, Linnea Dunne, Pegasus Yayınları

Kuzey Avrupa ülkelerinin iklimi soğuk olsa da gönülleri sıcak demek ki ya da öyle olmak zorunda oldukları için belki de.  Birlikte yaşamak bir zorunluluk mu yoksa bir kültür mü, belki de her ikisi de geçerli bu ülkeler için. O yüzden hayatlarında genel bir denge hâkim sanki. Kesin olmayan cümleler kuruyorum zira okuduğum birkaç kitaptan bu izlenimlerim. Deneyimlemediğim şeyler hakkında kesin konuşmayı sevmem, hoş deneyimlediklerim hakkında bile öyle de neyse.

Önce 11 Eylül sonra da Avrupa’daki terör olayları ardından Avrupa’da yabancılara özellikle Müslümanlara karşı önyargı artıyor olsa da uzaktan görünen o ki Avrupalılar uzun yıllardır kendi içlerinde sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik tutarlık sergilemekteler. İsveç de o ülkelerden biri, kendi içinde bir dengesi ve yaşam felsefesi olan. Öyle ki süt türünün bir denge felsefesi olarak ifade edileceği hiç mi hiç aklıma gelmezdi. Lakin İsveç 1996’da yazar Jonas Gardell sayesinde yeni bir lakap elde etmiş “yarım yağlı süt” ülkesi ve İsveçliler de bu lakabı oldukça benimsemiş. Şahsen fark etmeden de olsa yarım yağlı süte kalitesiz muamelesi yaptığımı keşfettim bu sayede, aynı markanın tam yağlı ile yarım yağlı sütü arasında fiyat farkı olunca sanki malzemeden çalmışlar izlenimi doğuyordu. Oysaki Lagom’un (okunuşu La-gum) asıl felsefesi yatıyor burada “ne çok az ne çok fazla, tam kıvamında” Özellikle kahve içindeki süt oranı için de kullanılan bu ifadeleri görünce şahsen kafelerde hangi tür süt kullandıklarına dikkat etmeye başladım, sırf meraktan.

Başka bir Lagom felsefesi olarak, israf ölümcül günah olduğu için artan yemeklerden yeni bir akşam yemeği hazırlamak. Lagom felsefesinin fazlalıkları ayıklamak, sadeleştirmek, önyargıyı yok etmek ve bir dürüstlük yolu döşemek üstüne kurulu olduğu ifade ediliyor. Ne özel, ne güzel. Ayrıca sadece sorumluluk almak, uyum sağlamak yetmiyor bu felsefede aynı zamanda büyük bir bütünün parçası olduğunuzu da kabul etmeniz gerekiyor ki bu durumda yaptığımız her iş, aldığımız her sorumluluk çok daha büyük anlam kazanıyor.

Gerçek ve sürdürülebilir mutluluğu denge felsefesinde arayan İsveç’in büyük bir orta sınıf ve güçlü bir refah devleti olması şaşırtıcı da olmuyor bu durumda. Bedava eğitimden kapsamlı geri dönüşüm planlarına kadar her yerde denge var ve her zaman “yettiği kadar” hedefi doğrultusunda yetinmeyi bilen bir toplum olarak İsveçlileri takdir etmemek ne mümkün. Ayrıca sadece kendi ihtiyaçlarına değil gezegenin ihtiyaçlarına da önem verirken amaç iyi hayatı sadeleştirmek.

Kitap hakkında uzun uzun yazı yazmayacağım, kitap zaten bir iki saatte rahatlıkla okunacak bir kitap. Çalışma saatleri, kahve molaları, latte babaları, aile hayatında eşitlik, dernek ve grup faaliyetlerinin ve doğaya erişimin önemi, eğlence, yemek, dinlenme anlayışları gibi dengeli yaşamın tüyoları ve mutluluğa giden yol hakkında bilgi edinmek için güzel bir kitap.

İyileştirici özelliği olduğu ifade edilen Lagom felsefesinde mutluluğun özü yine denge…

“Sürdürülebilir anlamda mutluluğun aşırılıklarla ilgisi yoktur…”

Ne çok az, ne çok fazla tam kararında…. LAGOM

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: