Reklamlar

Geçen gece bir fotoğraf karesini bulmak ümidi ile karıştırdığım arşivde 15 yıllık internet macerama şahit oldum. Kendim bile unutmuşum kendimi, o toy ama heyecanlı hallerimi. Forum siteleri, bloglar, iş platformları ve şimdi de sosyal medya aracılığı ile ne çok şey yazmış, paylaşmışım meğer. Kaldı ki sosyal medya yok iken, en azından ülkemize ulaşmış ve yaygın değil iken kendi sosyal medya platformu kurma çabamız da takdire şayan ! Temelde aradığım şey ise hep muhabbet olmuş aslında.

Elbette yakınımda ve çevremde muhabbet edebileceğim insanlar çok lakin kiminin ruhu yeni, farklı, kendinden olmayan yalnız kendi gibi olan muhabbetler de arıyor ki bu aslında güvensiz ve tekinsiz bir arayış, hele ki internet ortamında. Belki de isminiz de saklı olan yazgınız, kaderiniz bu, o sebepten vazgeçmek isteyip de hep bu vazgeçememeler. Nitekim muhabbetin de bin bir türlüsü var, türküsü var illa sosyal medya ile olacak iş değil ya. Sosyal medya ile ilgili bir yazıya başladım (Sosyal Medya Terk) bitirince paylaşırım. Yazmak ve okumak da muhabbetten sayılmaz mı. Kaç gündüz-gece, geçmiş ve günümüz yazarları ile oturup çay, kahve, müzik eşliğinde muhabbet etmişliğimiz yok mu sanki. Dedim ya muhabbet iş’te şifre kelimelerimden biri, 2012 yılında yazmış olduğum bir yazıyı paylaşmak için aslında bu girizgah, başlık aynı içeriğe de tek kelime dokunmadan paylaşıyorum.

 “MUHABBET”İNİZ BOL OLSUN

Düşündüm de kelimeler içinde en sevdiğim “MUHABBET”

Tabi bunu uzun uzun aklımla tartıp, fikrimle biçerek düşünmedim.

Düşünmeye başlarken daha ilk akla gelen olması gerekir bu tür kelimelerin yoksa sonra araya farklı algı ve ilgiler girer.

Madem ki “muhabbet” en sevdiğim kelime, sonra düşündüm neden diye?

Öncelikle en azından iki kişilik bir kelime, sözlü de olsa sözsüz de olsa muhabbet için en az iki kişi gerekli.

Hem içinde sevgi de var. Çünkü muhabbet insanın sevdiği kişiler ile yapılır.

Sevmediği kişi ya da herhangi birileri ile yapılan ise görüşme, konuşma vb. kelimelerle ifade edilir.

Nedense “muhabbet” kelimesi aklıma değil gönlüme hitap ediyor, çünkü bazen madden hiçbir faydası olmayacak iki kelamlık muhabbet için bile saatler, günler, kilometreler feda edilebiliyor.

Ayrıca bir kişilik meselesi sanırım; şu hayatta aradığım ve bulduğumda sevdiğim en değerli şey de “muhabbet” zaten.

Nerde ne zaman kimden okudum hatırlamıyorum ama iki kişi bir araya gelince susuyorsa sevgisizlikten denmişti de muhabbet sürüp gidiyor ve üst üste ekleniyorsa konular sevgi nişanesidir diye de eklenmişti.

Gerçi kimi zaman anlık dokunuşlar ve sözsüz buluşmalarla da muhabbet bağına girilse de sanırım bu çok nadir ve özel olanı genel kaide içine almak haksızlık olur.

Velhasıl-ı kelam;

“Muhabbettiniz bol olsun”

15 ağustos 2012 00.55

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: