LYKKE, ŞANSLI PER

“Paylaştıkça azalmayan tek şey mutluluktur” ve “Dünyanın en mutlu insanlarının sırları” mottoları ile satışa sunulan LYKKE kitabı MEIK WIKING tarafından yazılmış, PEGASUS yayınları tarafından basılmış hafif, sade ve güzel bir kitap.

Ancak hayalini kurabileceğimiz bir dünyayı, bu dünyamızda yaşayanların olduğunu ve bunu onlarca yıllardır yaşadıklarını bilmek beni hiç mutlu etmese de yaşanabilir ve gerçekleştirilebilir olduğunu görmek ve bilmek de en azından bu hayalleri kuranların ütopyacı olmadığının ispatı olsa gerek. Aslında kitabı epey olmuştu okuyalı ancak geçen akşam 2018 Danimarka yapımı “Şanslı Per” filmini izleyince yeniden aklıma geldi. Filmin sonunda LYKKE yazısı dikkatimi çekene kadar filmin isminin neden Şanslı Per olduğunu sorgulama gereği duymamıştım. Sonra birden ışıklar yandı ve kitap geldi aklıma.

LYKKE aslında Danca’da mutluluk demekmiş. Filmi izlemek isteyenler için çok tüyo vermek istemiyorum, ancak ismi ile müsemma bir film değil, “Şanslı” ifadesi biraz ticari kaygı ile koyulmuş bir film ismi sanki lakin film kesinlikle güzel bir dram filmi. Muhtemelen izlemeye değer bulmayacak ya da sevmeyecek çok kişi de vardır, bu tarzı sevmiyorsanız hiç bulaşmayın. Aile, din, yaşam, insan, başarı, başarısızlık, zekâ,  hırs, kazanma, itaat, itaatsizlik, inanç, inançsızlık, sınav, kader, zorluklar, güzellikler, gel-git’ler vb. kavramlar üzerinden insanı, insan ilişkilerini ve yaşamın anlamını sorgulayan, sorgulatan en nihayetinde kaderin insanın kendi karakterinde gizli olduğu varsayımını ele alan bir film. Söz konusu güzel filmler ise seyirci olabilirsiniz.

LYKKE kitabına dönecek olursam yazarı MEIK WIKING’in onlarca yıldır Danimarka’da mutluluk enstitüsü ve benzer konularda yazılmış kitapları var.  Kitabın hemen başlangıç sayfaları bizi şok etmeye yetiyor, yazılanlar ilginç olduğundan değil yaşanmış ve yaşanıyor olmasından. Üniversitelerin ücretsiz olmasının yanı sıra her öğrenciye vergiler düşüldükten sonra her ay 590 £ veriliyormuş, sterlin olarak yazınca yine az etkiliyor, Türk Lirasına çevirince yaklaşık 4.600 TL. Elbette hayat Danimarka’da ucuz değildir de en azından öğrencilerin yaşam ve eğitim kaygısı yaşamaması başlı başına büyük mutluluk sebebi. Hemen peşinden gelen örnek ise yine hayli ilginç her şeyin saat gibi işlediği ifade edilen Danimarka’da trenler 5 dakika geç kalmış, başbakan tüm yolculara özür mektubu gönderdiği gibi yolculara kendi seçtikleri bir tasarım sandalye hediye edilmiş. Sadece yorum(sus). Çocukların ne kadar para kazandığınıza bakılmaksızın üniversiteye gidebilmesi ve küçük kızların başbakan olarak kendilerini hayal edebildiği huzurlu bir ülkenin Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Dünya Mutluluk Raporları’nda dünyanın en mutlu ülkeleri arasında yer almasını yazar hiç şaşırtıcı bulmuyor, aslında bize de şaşırtıcı gelen bu değil, elbette ki yaşananlar. Hani derler ya nasılsanız öyle yönetilirsiniz, öyle işte, onlar böyle.

Kitapta mutluluğun ölçülmesi, mutluluğun boyutları ilgili açıklamalardan sonra birlik olmanın, birlikte olmanın önemine vurgu yapan bir bölüm var. Ateşin ve yiyeceklerin insanları bir araya getirme kapasitesinin kültür ve coğrafi sınır tanımayan evrensel bir olgu olduğunu ifade eden yazar, yemekte yapılan konuşmaların yiyecek paylaşmanın, bedeni beslemenin çok ötesinde bir anlamı olduğunu söylüyor. Dostlukları beslediği, bağlarımızı ve topluluk hissini güçlendirdiği ve tüm bunların da mutluluğumuz için hayati öneme sahip olduğunu belirtiyor yazar.

Hem Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü hem de Dünya Mutluluk Raporu’na göre; en mutlu ülkeler güçlü topluluk hislerine, en mutlu insanlar ihtiyaç duyduklarında güvenebilecekleri birine sahip olanlardır. Danimarkalıların mutluluk sırlarının da burada gizli olduğu ifade ediliyor. Dostları ve aileleri ile sık sık bir araya gelen ve düşmeleri halinde arkadaşlarının onları tutup kaldıracağına güvenen insanlar oldukları için. Öyle ki kimse olmasa bile devletin bireyin yanında olduğunu bilmek başlı başına büyük güç olsa gerek. Velhasıl düş’mekten, düş’ürmekten korkmayan için yaşam, yaşamak elbet keyifli olacaktır.

Kitap çok çeşitli örnekler ve öneriler ile mutluluğun hem bireysel hem de toplumsal olarak nasıl inşa edildiği ile ilgili güzel bölümlere sahip, merak eden için zaten okuyun demeye gerek yok o sebepten sözü daha fazla uzatmadan kitaptan birkaç güzel cümle daha paylaşıp kaçayım.

“Bir şehir zengin olduğunda değil, insanları mutlu olduğunda başarılıdır…”

“Nasıl kuşların uçmaya ihtiyacı varsa bizim de yürümeye ihtiyacımız var…”

“Kendinizi keşfedecek bir orman bulun. Acele etmeyin ve Instagram’da neyin güzel görüneceğini unutun…”

“Hayatın akışını kendisinin belirlediğini hissetmeyen hiçbir insan gerçekten mutlu olamaz…”

“Yazarın hayatının en büyük ayrıcalıklarından biri, dünyayı eviniz yapabilmeniz…”

“Ekonomik açıdan daha eşit ülkelerde “çoğu insana güvenilebileceği” konusunda hemfikir olanların yüzdesi daha yüksektir…”

Çok farklı değiliz sadece başlangıç noktalarımız farklı, hepsi bu…. Kulak verirsek asıl düşmanların eşitsizlik, haksızlık ve adaletsizlik olduğunu ve doğru yolun empatiden, güvenden ve dayanışmadan geçtiğini öğreniriz…

“Kalbim daha önce hiç atmadığı gibi atıyor, hayatım canlandı. Vermek büyük mutluluk…”

“Bizim dünyamızda daha fazla hayalpereste ve iş bitiriciye ihtiyacımız var. Daha fazla iyilik yaratıcısına, mutluluk kahramanına ve değişim şampiyonuna ihtiyacımız var…”

“UNUTMAYIN kötümser olmanın hiçbir anlamı yok… O saçmalık zaten hiçbir işe yaramıyor…”

%d blogcu bunu beğendi: