DELİLİĞE ÖVGÜ, ERASMUS

Reklamlar

Erasmus ismi pek yabancı gelmemiştir çoğumuza, en azından yakın zamanda üniversite bitiren, üniversite ile ilişkisi bitmeyen ya da ayağı kesilmeyenler için önemli bir isimdir. Özellikle yurtdışında eğitim almak ya da en azından bir iki dönem eğitimini yurtdışında sürdürmek isteyenler için bulunmaz fırsat. Yurtdışı öğrenci değişim programının ismi. Öğrenci iken yurtdışı eğitim deneyimi kazanmak bile başlı başına önemli. Peki kimdir Desiderius Erasmus? 1496-1536 yılları arasında yaşamış Yeni Ahit’in ilk editörü, ilahiyat edebiyatının önde gelen isimlerinden ve Kuzey Avrupa Rönesansı’nın en önemli  hümanistlerinden biri Erasmus. Klasiklere eski dini müfredat yerine hümanist bir bakış açısıyla yönelmiş ve kilisenin gücünün kötüye kullanılmasını eleştirirken yükselen reform taleplerini teşvik etmiştir. Kitaptan da okuyacağınız gibi Erasmus, Deliliğe Övgü ile dönemin entelektüellerini eleştirmiş, öğretmenler, papazlar, ilahiyatçılar, filozoflar, tüccarlar, avukatlar, hükümdarlar, azizler ve kendini zeki sanan herkesi alaycı bir dille yermiştir. İş Bankası Kültür Yayınları’ tarafından akıcı ve eğlenceli bir çeviri ile yayınlanan kitabın arka sayfasından alıntıladığım bu satılar bile kitabın okunmaya değer olduğunun işareti. Erasmus’un alaycı dili ile kişilere ve olaylara bakmak eğlenceli olsa da zaman ve mekanlar değişse de insanların ve insanlığın değişmediğini görmek oldukça üzücü. O sebeple bugünkü toplumumuza ve dünyaya da ayna tutan bir eser. Bu kitapların çevirmenlerine ve basımına katkıda bulunanlara ne kadar teşekkür etsek az. Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisi olan bu eseri Latince aslında çeviren ise Yücel Sivri. Hepsine teşekkürlerimizle.

Altı Çizili Satılar’dan…

“Kendi dehasını parlatacak olan hatibin fıtratında vardır yalanla uğraşmak. Bilirsiniz zaten: Ne zaman biri otuz yıl boyunca üzerine kuluçka yattığını iddia ettiği bir makale ile çıkıp gelse, kesin araklamıştır.”

“Sadece budalalıktır gençliği miskinliğe iten ve baş belası yaşlılığı defeden.”

“Hepimiz onca beşeri hatayla geliriz bu fani dünyaya, en önemsizlerimiz de yapışıp kalır en mükemmel hayata.”

“Herkes az çok kaçık, hatta herkes birbirinden daha deli olduğundan ve sadece kendi dengi ile vakit geçirmek ister ……”

“Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi? Böyle biri kendiyle kavgalı olan başka biriyle uyum içinde olabilir mi? Kendine eziyet çektirip yine kendine çok bilmişlik taslayan böyle bir insan başka birine huzur verebilir mi?”

“Yeryüzünde süregelen bütün eşitsizliklere rağmen doğa her şeyi adil bir biçimde dengelemek için nasıl emek harcıyor.”

“Savaş alanında canından olanların ardından sanıyor musunuz ki içtenlikle ağıt yakan biri çıkar?”

“Cengaverler alabildiğine cesurdurlar ama onlarda akıl aramak gafletinde bulunmayın.”

“İnsan olmak kaygısı mı taşıyorsun o halde bilgelikten sakın kendini.”

“Herkes kralların zengin ve kudretli olduğunda hemfikirdir. Lakin gönül zenginliği yoksa ve yokluktan çekiyorsa aslında fukara biçarenin tekidir. Üstelik çok fazla lekeye bulanmış bir ruhu da var, o artık rezil bir köledir.”

“Abartılmış bilgelik ne kadar sersemce ise zıvanadan çıkmış akıl da bir o kadar tehlike arz eder. Aşırı gerilmiş bir zeka gerçeklerle yüz yüze olmadığı gibi, ne yol yordam sorar ne de en eski alemci adabı olan “ya zıkkımlan ya da yaylan” kuralına riayet eder.”

Öyle çok altı çizili satır var ki birbirinden güzel, kitabı tavsiye etmek için sanırım bu kadarı yeter.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: