İŞ'TE DESTEK

HAYAT BEKLEMEZ…

AKIŞKAN AŞK, İnsan İlişkilerinin Dayanıksızlığı

AKIŞKAN AŞK, İnsan İlişkilerinin Dayanıksızlığı

Yazar;  Zygmunt Bauman  Çevirmen: Işık Ergüden  Yayınevi: Alfa

Kitap ilk bölümlerinde insan ilişkileri, sevgi, aşk, evlilik, komşuluk gibi bireysel ilişkileri derinlemesine analiz ederken sonlarına doğru ölçeği büyüterek şehir ve dünya meselelerini ele almaktadır. Şehir problemleri, göç, mülteciler bu kapsamda üzerinde fazlaca durulan meselelerdir. David Harvey başta olmak üzere bazı coğrafyacıların da kitapta yer aldığını görmek coğrafyanın farklı konularda ve farklı ölçeklerde insan hayatına ve dünya meselelerine el attığını göstermesi bakımından da önemli.

ALTI ÇİZİLİ SATIRLARDAN BAZILARI… 

“Aralarında bağ kuramayan insanlar kablolu/kablosuz bağlanmaktadır. Akışkan modernite içinde tekrar tekrar bağsız kalır.”

“Bireyselleşmenin aşırı bol olduğu dünyamızda ilişkiler iki ucu keskin kılıç gibidir. Güzel düşlerle kabus arasında gidip gelirler, birinin ne zaman diğerine dönüşeceği bilinmez”

“İlişkiler bugünlerin en hararetli sohbet konusudur, kabul edilen risklere rağmen oynamaya değer tek oyundur.”

“Günümüzde “danışma patlaması”nın ana etkeninin ilişkiler olmasına şaşmamalı. Kişilerin görevleri fazlası ile karmaşık ve yoğundur. Tek başlarına altından kalkamayacakları ya da tahlil edemeyecekleri kadar güçtür”

“Aşk da ölüm de her seferinde baştan başlar, geçmiş olay örgülerinin gereksizliğini ve gelecekteki bütün olay örgülerinin de boşunalığını çırılçıplak ortaya koyar. Ne aşka ne de ölüme iki kez girilebilir.”

“Sevmeyi öğrenemeyiz, ölmeyi de. Aşk ve ölüm, vaktinde zamanında yakalar insanı, ne zaman meydana geleceğini bilemeyiz. Ne zaman gelirse gelsin sizi hazırlıksız yakalar. Gündelik kaygılarınızın göbeğinde aşk ve ölüm hiçten ortaya çıkar.”

“Aşk yazgının bir kaprisi gibidir. Tuhaf, esrarengiz, önceden söylenmesi, geride bırakılması ya da kaçınılması, hızlandırılması ya da durdurulması imkansız bir gelecek.”

“Alçakgönüllük ve cesaret yoksa aşk yoktur.”

“Aşk söz konusu olduğunda; sahiplenme, iktidar, kaynaşma ve düş kırıklığı Mahşerin Dört Atlısıdır.”

“Her aşk ipotek altındaki iyiliği kavramaya çalışır ama tam zafer kazanacakken nihai bozgunu yaşar.”

“Arzu tüketmek isterken, aşk sahip olmak ister.”

“Girdiğiniz ilişkide bağlılık vaatleri uzun vadede anlamsızdır.”

“Bir ilişkide olmak sayısız baş ağrısı demektir hepsinden önce sürekli belirsizliktir. Yapılması gereken şeyden asla emin olunamaz. Ayrıca yapılması gerekeni tam zamanında yapıp yapmadığınızdan da emin olamazsınız.”

“Aşıklar güvensizlik hissetiklerinde yapıcı olmayan şekilde davranma eğilimi gösterirler. Ya hoşa gitmeye çalışılar ya denetimi almaya çalışırlar, hatta fiziksel kavga ettikleri de olur. Her şey partneri kaçırmaya yöneliktir. Güvensizlik bir kez işin içine karıştığında serinkanlı, aklıselim ve sakin davranmak imkansız olur.”

“Ayak diremek ve daima yenilgiye uğramak insancadır, pek insanca.”

“Aşkı oluşturan tam da budur, bir başkasını “herkes”ten söküp alır ve böylelikle “gayet belli kişi” olarak onu yeniden şekillendirir, dinlenecek ağzı olan bir şeyin meydana gelebilmesi için sohbet edilecek biri.”

“Cepteki ilişkiler, anlık olmanın ve fırlatıp atılabilirliğin cisimleşmiş halleridir.”

“İnsan yaşamı nedir? Hoşnut kılınacak ya da şikayet edilecek kadar istikrarlı bir insan yaşamı yoktur. Talih her an gelip mutlu insanı yıkabilir, bahtsızı da ayağa kaldırabilir, arzuladıkları metaneti fanilere garanti edecek kahin yoktur.”

“Yakınlık kalifiye bir akrabalıktır. Çünkü her yakınlık seçilmiştir, seçim kalifiye edici bir unsurdur.”

“Din adamları istedikleri kadar tersini yenileyip dursunlar, evlilikler bile semavi değildir, insanların kendi yaptıkları şeyi bozma hakkı ve görevi vardır, yeter ki bir şans verilsin bozarlar”

“Ne kadar tamamlanmış ve kendi kendine yeterli olsa da her insan varlığını bir başkası ile birleştirmediği sürece eksik ve yetersiz kalır.”

“Günümüzde herkes haberdar ama kimsenin en ufak fikri yok”

“Hiçbir yere götürmeyen ya da özel olarak bir yere götürmeyen köprüler.”

“Bir aile kurmak keşfedilmemiş derinliğin meçhul sularına kafa üstü dalmak anlamına gelir. Çocuk sahibi olmak mesleki emellerimizi saptırmak, kariyerlerimizi feda etmek anlamına gelir”

“Uçarken hafiflik nefistir ama dümensizlik bir eziyettir. Değişim mutluluktur, değişkenlik güçtür.”

“Her karın zararı, her başarının bedeli vardır.”

“Güvensizlik ezelidir. Belirsizlik asla ve tamamen ortadan kaldırılamaz.”

“Daima bir yalanı ya da bir hatayı yaşama duygusu vardır. Unutmuş olmak, kaçırmak, ihmal etmek, temel bir şeyi denememek, araştırmamak duygusu hep vardır. Kendi sahici benliği için yaşamsal bazı yükümlülüklerden kurtulamama ya da bazı meçhul mutluluk olasılıklarının zamanında dikkate alınmadığı ve ihmal edildiği sürece sonsuza dek kaybolacağı riski taşıdığı duygusu hep vardır.”

“Her durakta güzergah yeniden oluşur ve nihai varış yeri hep meçhul kalır.”

“Yakalanmayın ve sıkı sıkı sarılmayın. Unutmayın ki bağlılıklarınız ve vaatleriniz ne kadar derin ve yoğun olursa riskler de o denli büyük olacaktır.”

“internetle büyüyen kuşak ilk çapkınlık randevularını verirken, siber-buluşmalar da gerçekten atılım kazandı. Ve bu son sığınak değildir. Bu bir boş vakit faaliyetidir. Bu bir eğlencedir.”

“Bütün gezegen tek bir candan daha fazla acı çekemez.”

“Kıyım, kurbanlarını ender olarak insanileştirir. Kurban olmak, ahlaki bir mertebeye erişmenin garantisi değildir.”

“Bugün dünya güvene karşı fesat kuruyor gibidir.”

“Merhamet kendiliğindendir, çünkü en ufak hesap onu tamamen yok eder ve aslında olduğu şeyin tersine dönüştürür, acımasızlık”.

“Şehirler küresel olarak yaratılmış problemlerin hurdalığı haline geldi.”

“Şehir ve toplumsal değişim neredeyse eş anlamlıdır. Değişim, şehir yaşamının niteliği ve şehirde yaşamanın tarzıdır.”

“duvar şehri, yasak mekan, kaygan mekan, dikenli mekan, gergin mekanlar…”

“güvensiz erkek ve kadınlar…”

“Modernite daha baştan itibaren büyük miktarda insan artığı üretti ve üretmeye devam ediyor…”

“yerinden edilmiş insanlar, mülteciler, yabancılar…nereye giderlerse gitsinler arzu edilmez…”